DAVA NASIL KAZANILIR?

Avukatlar olarak “Dava nasıl kazanılır?” sorusuyla da sıklıkla karşılaşıyoruz. O halde daha en baştan size kötü bir haber vereyim. Bu yazıda size sihirli bir formül açıklamayacağım. Zaten bunun sihirli bir formülü de yok. Olamaz da! Ancak hukuk sistematiği açısından bazı tespitlerde bulunmak hiç de zor değil.

Aslında dava konusu hukuki ihtilafın yargı mercilerine aksettirilmeden önceki aşamalarına odaklanmak oldukça faydalı olacaktır. Hatta henüz dava açma aşamasına gelinmediyse ve henüz hukuki ihtilafın dumanı tütmekteyse o halde ileride dava açıldığı takdirde lehe olacak delilleri toplamak ve bu hususları biriktirmek oldukça faydalı olacaktır. Örneğin; yerinde ve zamanında çekilmiş bir ihtar, olayı sıcağı sıcağına yaşayan ve tanıklık yapması muhtemel bir kişiyle doğru iletişim çoğu zaman davada maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına katkıda bulunacaktır.

Özellikle üzerinden uzun zaman geçen olaylarda ya da ihtilaflarda deliller açısından oldukça büyük sıkıntılar çıkabilmektedir. Bu nedenle erteleme yapmadan, kısacası bugünün işini yarına bırakmadan bir çalışma ortaya konulmalıdır.

Peki geldik dava aşamasına… Şimdi ne yapmalı? Eğer gerçeğin ortaya çıkması açısından deliller toplama bakımından hala çok geç değilse yukarıda değindiğim hususlara önem verilmelidir.

Gerek davacı taraf gerekse davalı taraf olsun; dava dosyasının bütünlüğüne ve düzenine özen gösterilmelidir. Peki bu ne demek? Davacı taraf davasını açarken dava dilekçesini ve eklerini mahkemenin ihtilafın konusunu kolaylıkla anlayabileceği şekilde düzenlemelidir. Yine aynı şekilde davalı taraf da cevap dilekçesinde aynı netlikte olmalıdır. Çünkü söz konusu ihtilaf taraflar açısından çok iyi biliniyor olabilir. Hatta ezberlenmiş ve artık rüyalarına kadar giriyor da olabilir. Ama bu ihtilaf davaya bakacak mahkeme açısından, çözüm bekleyen çok sayıda dosyadan sadece biri konumunda olacaktır. Her ne kadar mahkeme ihtilafa hukuki ve teknik açıdan yaklaşacak olsa da hukuki problemi net bir şekilde ortaya koymak hem davacı hem de davalı açısından faydalı olacaktır.

Hukuki süreç bir avukat tarafından da takip ediliyor olabilir. Böyle bir durumda en güncel içtihatlar (Yargıtay, İstinaf ya da ilk derece mahkemesi) araştırılmalı, hukuki problemin çözümüne katkıda bulunacak içtihatlara dava dilekçesi ya da cevap dilekçesinde yer verilmelidir. Gerekliyse bilirkişi raporu talep edilmeli, mevcut bilirkişi raporları detaylıca analiz edilmeli, itirazlar varsa gerekçelendirilerek sunulmalıdır.

Dava sadece esastan kazanılmaz. Yargılamaların bir düzen içinde yürüyebilmesi ve bireylerin haklarını daha düzenli ve daha belirli bir şekilde kullanabilmelerine fırsat verilmesi açısından usul hukuku kavramı ortaya çıkmıştır. Yargılamalarda sıklıkla gördüğümü üzere davaların önemli bir kısmı usulden kazanılmaktadır.

Aslında “dava nasıl kazanılır?” sorusunu soranlar; dava kazanmaya giden yolun hukuki bilgi ve tecrübe ile yargılama mekanizmasına doğru şekilde katkı sunmak suretiyle maddi gerçeğin ortaya çıkarılma gayretinden geçtiğini bilmelidirler. Yoksa dava kazanma konusunda tek ve mutlak bir yol olmayacaktır. Hukukun çizdiği sınırlara bağlı kalmak ise oldukça önemlidir.

Şüphesiz ki bir blog yazısında tüm hususlara değinmemiz mümkün değildir. Hukuk fakültesindeki bir sınav sorusunun cevabının bile sayfalarca sürdüğünü düşündüğümüzde bunu daha kolay idrak edebiliriz. Hukuki ihtilaflarda ya da henüz ihtilaf ortaya çıkmadan önce bir avukata danışmak ve hukuki süreci avukat ile takip etmek oldukça faydalı olacaktır.